Gerçek bir öğretmen olarak yetişiyor muyuz?

Öğretmenlik kazandım! İstanbul’da hem de! En iyi üniversitelerden bir tanesi! diye sevincimize şahit oluyor ailelerimiz, arkadaşlarımız, aile dostlarımız, akrabalarımız… Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi, Sosyal Bilgiler testini çözüp, tercihlerimizi yaptıktan sonra… Evet sadece bu dört dalda çözdüğümüz sorulardan sonra kazandığımız öğretmenlik bölümünü duyduklarında…

Siz de sorguluyor olmalısınız geleceğin öğretmenlerinin, üniversiteye girişlerinde ne kadar ön hazırlığa sahip olduklarını. Düşünceleriniz sizin! Fakat yazıda bu konuyu sorgulamayı bırakarak yazmak istiyorum. Gerçekten öğretmen olarak yetişiyor muyuz konusunu!

Eğitim planı, tecrübeler, uygulamalar, teoriye dayalı dersler, kazanmamız gereken bilgiler ve davranışlar… Üniversitenin ilk yılından itibaren sıralanır kafamızda, bir öğretmende olması gerekenler! Kimi bize verilmesi gerekenler, kimi bizim kazanmamız gerekenler. Fakat insan sorguluyor! Açıyor eğitim planını, kafası kendinden karışık dersler! En önemlisi de bir dersin kazanımını iyi bir hocanız yoksa kazanamıyorsunuz! Özel Öğretim Yöntemleri sizin için öğrenme stili ezberleme dersi de olabilir sunum yaparak beden dilinizi kullanabildiğiniz, açıklama yetinizi geliştirdiğiniz, heyecanınızı yenebildiğiniz, öğretmenlik duruşunu kazandığınız bir ders de! Diyorum ya aklı kendinden karışık!

Şimdi bunun neresini suçluyorsun? Öğretmenin anlatım tarzına göre farklı hale getirilmiş ders ortamları için eğitim planında ne gibi değişiklikler yapılabilir? diyorsanız, sınıf ortamında teoriyle sınırlandırılmış bilgiye değil, teoriyle desteklenen uygulamaya ihtiyacımız olduğunu bilmenizi isterim! Eğitim planına şöyle baktığımızda ne kadarı uygulama ağırlıklı derseniz, bir elin parmak sayısı kadar demek isterdim! Daha az.

Kütüphanesi olan eğitim fakülteleri parmak kaldırabilir mi? Fakülte duvarları bilgilerle donatılmış eğitim fakülteleri de olur. O da mı yok? Üretim yapabilecekleri bir atölyesi olanlar kaldırabilir mi? Bu kadar mı?

Kendimizi geliştirmek için rehberliğe ihtiyacımız olduğu kadar geliştirebileceğimiz bir ortama da ihtiyacımız var. Fakat bildiklerimizi, bilgiyi öğrendiğimiz yerde kalıyor! Beynimizde… Bilgiyi, davranışa dökemedikten, o davranış gelişmedikten, ders ortamlarında, en verimli şekilde öğrenciye yansıtamadıktan sonra ne anlamı var?

Eğitim fakültesinde öğretmen adayları ile küçük bir röportaj yaptım. Ortak soru farklı cevaplar… Soru şu: Bu fakültede gerçek bir öğretmen olarak yetiştiğini düşünüyor musun? Kimisi evet kimisi hayır… Hayır olanlar sorgulatacak tarzda, öneriler sunarak…

 

Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretmen Adayları ile röportaj yaptık. "Gerçekten bir öğretmen olarak yetiştiğinizi düşünüyor musunuz?" sorusunu yönelttik. Ortak soru farklı cevaplar... Peki ne yapmalıyız?

Röportaj Videosu:

https://www.youtube.com/watch?v=3i9zuBnt1kc

 

Röportajın öncesinde Eğitimizm twitter sayfasında eğitimcilere sorumuzu yönelttik. Çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerimiz ya da öğretmen adaylarımızın ağırlıklı olarak takip ettiği Eğitimizm sayfasında anketi onların doldurduğunu varsayarak sizinle paylaşıyorum.

 

107 kişinin katıldığı ankette %90 oran ile Eğitim Fakültelerinde yetişen öğretmen adaylarının, mezun olduklarında bir okulda öğretmenlik yapmaya hazır olmadıkları bir başka anlamla öğretmenlik mesleğini gerçek bir şekilde yerine getirebilecek davranışları kazandıklarını düşünmüyorlar.

Gerçek bir öğretmen olarak yetişiyor muyuz? diye kendime soruyorum, cevabı belli olsa da… Benim için cevap hayır. Kendini durmaksızın geliştirmeye çalışan bir öğretmen adayı olarak da hayır… Sınav sistemine bağlı yetiştirilen bir öğretmen adayı olarak da hayır… Sürekli yenilikler arayıp, öğretmen adaylarının gelişimine etki edecek bir öğretmen adayı olarak da hayır…

Çünkü öğretmenler gelişimi durağanlaşmayacak şekilde,

Düşünmeyi, sorgulamayı, eleştirmeyi, üretmeyi tetikleyecek kişiler olarak,

Öğrencilerle birebir ilişki içinde olacak, onlarla tartışma ortamına girebilecek şekilde,

Sınav kaygısından uzak ve devlet okulunda olmanın verdiği güvenden uzak bir şekilde yetiştirilmiyor.

Gerçek bir öğretmen olarak yetişen öğrenciler asla bildiklerinin yeterli olduğunu düşünmüyor. Oysa eğitim fakültesinden mezun olan bir öğrenci, teoriye dayalı öğrendiklerinin onu çok iyi bir öğretmen yaptığını düşünüyor! Düşünüyor, çünkü kendini geliştirme duygusu o öğrenciye kazandırılmıyor.

Geleceğin öğretmenlerinin de sesini duyurabilmek, öğretmenlerin nasıl yetiştiğini gösterebilmek için 'öğretmen adaylarının' yazılarının ağırlıkta olacağı bir eğitim sitesi www.egitimizm.com, Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencileri tarafından açıldı.

Site üzerinde derslerinizi etkili bir hale getirebileceğiniz teknolojik araçlar, yöntem önerileri, deneyimler gibi çeşitli konularda da yazılar yazılıyor.

Öğretmen adaylarından alınan eğitimin her alanına dair yazılar site üzerinde yayınlanarak akademisyenlere, eğitimcilere ve diğer öğretmen adaylarına sunuluyor. Siz de eğitime dair yazılarınızı yazmak isterseniz,

www.egitimizm.com adresine girerek siteyi inceleyebilir, yazınızı gönderebilirsiniz.